Ödüllü Bir Film

Osmanbey durağında bir çift bindi. Kavga ediyorlardı. Ellerinde sanat dergileri olan entellektüel ilişkilerden biriydi.Konuyu tam anlayamadım. Kadın; ”Sen hayatı çok basit sanıyorsun” dedi.” Ne alakası var. ” dedi erkek. ”Dengeleri tutturmaya çalışmaktan yoruldum.Birde üstüne sen..” Bir süre konuşmadılar. Galiba kavga başka bir boyuta geçiyordu.
İçimde bir sınır vardı o sınırı geçince içimde yaşayan birileri hariç herkes görünmez oluyordu.Hiç beklemediğim anda yakalanmıştım, sessiz sakin bir tatil günü.Kendi sözcüklerim de pazar tatilindeydi.Tartışıyorduk.
Kızın hafif titrek sesini duydum.” Seninle gündelik hayata yenilmeyeceğimiz bir ilişki tasarlamıştım ben, gündelik hayattan yorulunca birbirimizin varlığı yetebilecekti, saçma sapan tartışmalar yaşamayacaktık.” dedi kız. ” Ama sen başlattın ”dedi erkek. Ve sarıldılar.Göründüğü kadar masum bir sahne değil maalesef.Şimdi bunu duygusal bir final olarak algılayanlar olabilir.Bugün artık kavga sonrası yaşanan hayatla ilgili genel konuşmaların,ilişkinin yıpranmasıyla ilgili çok basit arızalardan kaynaklandığına eminiz.Basit bir kavga sebebi hayatı silkeleyen söylevlere sebebiyet verebilir.Kızın titrek sesiyle sergilediği performans, duygusal bir genellemeden ve bir ezberden ibaret yalnızca bunu kendimden biliyorum.
Metrodan indiğimde kendimi hafiflemiş hissettim.Şahit olduğum kavga beni kendime getirmişti.Hafiflemenin verdiği denyolukla ve birazda komiklik olsun diye ”içimden geliyorum sevgilim ” dedim.Şarkı söyleyecek kıvama gelmiştim yarı entellektüel bilinç kaybı.Buluşmanın hemen başında özür dileyecek,özrümü esprilerle süsleyecek ve ortamı yumuşatacaktım.Elbette oda uzatmayacaktı, bundan emindim.Beni delirten o iki kelimeyi söyleyeceğini nereden bilebilirdim.”Çok mu kızdın bana? ” içini çekti ve beklediğim cevabı vermedi. ”Kızdın mı çok ?” yine evet demedi. ”Kızmadım, kırıldım”. O an bütün toleransım kayboldu.Kaba saba kızmamış çıtı pıtı kırılmıştı.Kızmayacak kadar yüce gönüllüydü.Kızmayıp kırıldığını söyleyerek haksızlığa uğrayan taraf olduğunu çok şık ifade ediyordu.Kızmıyordu bir kraker gibi kırılıyordu.Ayı gibi kızmamak ama cam gibi kırılmak, öküz gibi kızmamak ama bir çiçek gibi kırılmak. Kızmak gibi kaba bir duygu yerine narin bir kırılganlık sarmıştı bugünlerde etrafı.Galiba bir modaydı bu.Kızmayıp kırılan insanlar kavgaların finalini git gide zora sokuyordu.Resmen kolaycılıktı bu.Hayat gibi diri diri kızmak varken masal gibi büklüm büklüm kırılıyorlardı.Barış için bir ilerleme kaydedemedik.O gün , ben kızgın o kırgın ayrıldık birbirimizden.Ayrı dünyaların insanlarıydık…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir