Çoğumuz çıkar yol ararken bakıyoruz bir kısım pes etmiş. Yine de tutunacak bir dal arıyor insan, varoluş ümittedir diyerek. Iain Reid, “Hayatta bazı şeyler -ki sayıları fazla değildir- yağmurlu günlerin, kendini yalnız hissettiğin anların ilacıdır.” der.
Aklımla savaştaydım, yumruğunu vurduğu camda takılı kalmıştım.
Yola koyuldum nereye gittiğimi bilmeden, nereye gidersem gideyim aklımdan
kurtulamayacaktım, yenemezsin bırak ve yenil diyordum kendime.
Herkesin birbirini yargılamak için yarıştığı bu evrende sevdiğin birinden nefret ediyor olmanı anlayamazlardı. Hepimizin bir yemi vardı hayatta, kendi yeminin ne olduğunu bilmeyen biri ne kadar zeki olursa olsun gafildi.
Zanlardan örülü bir dünyanın kaçınılmaz sonu.
Hepimiz ne kadar da farklıyız birbirimizden, öyle değil mi? zevklerimiz, alışkanlıklarımız, tercihlerimiz, redlerimiz.. Bu yalana hala inanan var mı acaba?
Her boku bilmeye, her konuda fikir yürütmeye çalışan biz zavallılar geçiçi heveslerimize saldırdıkça modern dünyanın kültürel damarlarına hayran oluyorum tüm hayatını bir konu üzerinde araştırma yapan belgesel çeken adama. Hayat bu demek isterdim ama yazarken farkettim ki bu da değil.
Peki ne yapacağız?
Her şeyi tatmaya alışmış ruhlarımız bir amacın peşinde bir ömür geçirmemize izin verir mi?
Nasıl geçer bir ömür sevgili okur?
İnsanoğlu bilinmeyende yaşanmışlıklarla yolunu buluyor belki.
Mart 31, 2024