THY’nin Boeing Görüşmelerinde Kritik Eşik: Uçağın Fiyatı Kadar Motor Bakımı da Masada

Türk Hava Yolları’nın 150 adet Boeing 737 MAX için yürüttüğü dev anlaşmada sona yaklaşılıyor. Ancak yaklaşık bir yıldır sürecin önündeki en önemli engel uçakların kendisi değil, motorları oldu. THY yalnızca yeni uçak satın almak değil, bu uçakların motorlarının uzun yıllar boyunca oluşturacağı bakım maliyetini kontrol etmek ve bakım kabiliyetinin bir bölümünü Türkiye’ye taşımak istiyor.

Türk Hava Yolları’nın tarihindeki en büyük uçak alımlarından biri olabilecek Boeing anlaşmasında kritik aşamaya gelindi.

Reuters’ın konuya yakın dört kaynağa dayandırdığı haberine göre Boeing, THY’nin planladığı 150 adet 737 MAX siparişini sonuçlandırmaya oldukça yakın. Kaynaklardan üçü anlaşmanın önümüzdeki hafta imzalanabileceğini belirtiyor.

Ancak yaklaşık bir yıldır devam eden görüşmelerin bu kadar uzamasının arkasında Boeing 737 MAX’in satış fiyatından çok daha karmaşık bir konu bulunuyor:

Motorların onlarca yıllık bakım maliyeti.

THY, uçakları satın alırken yalnızca bugün ödeyeceği bedeli değil, filonun hizmette kalacağı yıllar boyunca ortaya çıkacak motor bakım ve onarım giderlerini de masaya koyuyor.

Bu nedenle Boeing ile yapılan dev uçak anlaşmasının kaderi, motor üreticisi CFM International ile yürütülen görüşmelere bağlanmış durumda.

Masada 150 adet Boeing 737 MAX var

THY’nin Boeing ile yürüttüğü görüşmeler yeni değil.

Şirket 26 Eylül 2025’te yaptığı resmi açıklamada Boeing ile oldukça büyük bir filo genişleme planını kamuoyuna duyurmuştu.

Planın geniş gövdeli uçak tarafında 50’si kesin ve 25’i opsiyon olmak üzere toplam 75 adet Boeing 787-9 ve 787-10 Dreamliner bulunuyor.

Dar gövdeli uçak tarafında ise 100 kesin ve 50 opsiyon olmak üzere toplam 150 adet Boeing 737-8 ve 737-10 MAX için görüşmeler gerçekleştirildi.

Böylece Boeing ile bağlantılı toplam paket 225 uçağa kadar ulaşabiliyor.

Ancak THY’nin kendi açıklamasında bile 737 MAX siparişinin önemli bir şartı bulunuyordu.

Boeing ile uçak görüşmeleri tamamlanmış olsa da siparişin verilmesi, CFM International ile yürütülen motor müzakerelerinin başarılı şekilde sonuçlanmasına bağlanmıştı.

Aradan yaklaşık bir yıl geçmesine rağmen 150 uçaklık siparişin kesinleşmemesinin temel nedenlerinden biri de bu oldu.

Sorun Boeing’den çok motor tarafında

Boeing 737 MAX’in motor tarafında THY açısından önemli bir farklılık bulunuyor.

737 MAX ailesi yalnızca CFM International tarafından üretilen LEAP-1B motoruyla sunuluyor.

CFM International ise ABD merkezli GE Aerospace ile Fransız Safran’ın ortak girişimi.

Dolayısıyla THY, Boeing 737 MAX’i seçtiğinde motor konusunda başka bir üreticiye geçme seçeneğine sahip değil.

Bu durum pazarlığın önemini artırıyor.

Örneğin Airbus A320neo ailesinde havayolları CFM LEAP-1A ile Pratt & Whitney PW1100G arasında seçim yapabiliyor. 737 MAX tarafında ise böyle bir alternatif bulunmuyor.

THY’nin pazarlık gücü bu nedenle motor üreticisini değiştirmekten değil, gerekirse uçağın kendisini değiştirerek Airbus’a yönelme ihtimalinden geliyor.

Reuters’ın aktardığına göre THY daha önce CFM ile fiyat ve bakım şartlarında anlaşma sağlanamaması halinde 150 uçaklık 737 MAX planından vazgeçerek Airbus’a yönelebileceğinin sinyalini verdi.

Bu ihtimalin gündeme gelmesi görüşmelerin önemini daha da artırdı.

Uçağı almak işin sadece başlangıcı

Modern yolcu uçaklarında satın alma fiyatı toplam maliyetin yalnızca bir bölümünü oluşturuyor.

Bir uçak 20-25 yıl veya daha uzun süre filoda kalabiliyor. Bu süre boyunca motorların düzenli bakımdan geçmesi, belirli parçalarının değiştirilmesi ve dönemsel olarak kapsamlı revizyonlara alınması gerekiyor.

Özellikle yeni nesil turbofan motorlarda bakım maliyetleri havayolları için giderek daha kritik hale geliyor.

Son yıllarda küresel tedarik zincirindeki sorunlar, yedek parça fiyatlarındaki artış ve bakım merkezlerindeki yoğunluk bu maliyetleri daha da yukarı taşıdı.

Reuters’a konuşan sektör kaynaklarına göre THY-CFM görüşmelerinin merkezindeki başlıklardan biri de uzun vadeli motor tamir maliyetlerindeki riskin hangi taraf tarafından ne ölçüde üstlenileceği.

Başka bir ifadeyle THY yalnızca “150 uçağın fiyatı ne kadar?” sorusunun cevabını aramıyor.

Asıl hesaplardan biri şu:

Bu 150 uçak 20 yıl boyunca uçtuğunda motorları bize toplam ne kadara mal olacak?

Yüzlerce motorun söz konusu olduğu bir filo düşünüldüğünde bakım anlaşmalarındaki küçük görünen fiyat farkları bile yıllar içerisinde milyarlarca dolarlık sonuçlar doğurabiliyor.

THY’nin daha büyük hedefi: Motorları Türkiye’de bakmak

Görüşmelerdeki en stratejik konu ise yalnızca bakım fiyatı değil.

THY’nin motor bakım kabiliyetinin daha büyük bölümünü Türkiye’ye taşımak istediği belirtiliyor.

Reuters’a konuşan sektör kaynaklarına göre THY, 737 MAX’lerde kullanılan motorların bakımını yapabilecek kendi tesisini oluşturmak ve CFM’in en üst seviye bakım ortakları arasına doğrudan katılmak istiyor.

Bu model THY’ye yalnızca kendi uçaklarının motorlarını Türkiye’de bakım imkânı sağlamayabilir.

Aynı zamanda en yeni motor tamir teknolojilerine daha hızlı erişim ve uzun vadede üçüncü taraf havayollarına bakım hizmeti verme potansiyeli de oluşturabilir.

Ancak Reuters, tarafların söz konusu “Premier” bakım tesisi konusunda kesin olarak anlaşmaya varıp varmadığının henüz bilinmediğini özellikle belirtiyor.

Dolayısıyla 737 MAX anlaşmasının yeniden rayına oturduğu belirtilse de bakım merkezi tarafındaki nihai şartlar henüz kamuoyuna açıklanmış değil.

THY Teknik için motor bakımı giderek daha önemli hale geliyor

THY’nin CFM ile yürüttüğü pazarlık aslında şirketin son dönemdeki daha geniş stratejisiyle de örtüşüyor.

Türk Hava Yolları yalnızca dünyanın en büyük havayollarından biri olmayı değil, bakım ve onarım tarafında da Türkiye’yi önemli merkezlerden biri haline getirmeyi hedefliyor.

Bu stratejinin en somut örneklerinden biri Rolls-Royce ile yürütülen proje.

Rolls-Royce ve Turkish Technic, İstanbul Havalimanı’nda yeni nesil geniş gövdeli uçak motorlarına hizmet verecek büyük bir bakım tesisinin temelini 2026 yılında attı.

Tesis tamamlandığında Airbus A350’lerde kullanılan Trent XWB-84 ve Trent XWB-97 ile Airbus A330neo’da kullanılan Trent 7000 motorlarının kapsamlı bakımını gerçekleştirebilecek.

Planlanan kapasite yılda yaklaşık 200 motor bakım ziyareti.

Dolayısıyla THY’nin CFM ile 737 MAX motorları konusunda benzer bir bakım kabiliyeti istemesi tek başına bir uçak siparişine ilişkin pazarlık değil.

Şirket uzun vadede Türkiye’de çok daha büyük bir havacılık bakım ekosistemi kurmaya çalışıyor.

THY daha önce 787 motorlarında da benzer bir süreç yürüttü

THY’nin geniş gövdeli Boeing siparişlerinde motor tarafındaki görüşmeler ise farklı ilerledi.

Boeing 787 Dreamliner, 737 MAX’in aksine birden fazla motor seçeneğiyle sunuluyor.

THY, 75 adet Boeing 787-9 ve 787-10 için motor üreticileri GE Aerospace ve Rolls-Royce ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Daha sonra yapılan ihale sonucunda GE Aerospace ile anlaşmaya varıldı.

THY’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamaya göre anlaşma yalnızca uçakların üzerinde kullanılacak motorları kapsamıyor.

Paket içerisinde kanat üstü motorlar, yedek motorlar ve motor bakım hizmetleri birlikte yer alıyor.

Bu durum havayollarının yeni uçak siparişlerinde artık neden yalnızca uçak fiyatına bakmadığını gösteren önemli örneklerden biri.

Motorun satın alınması, yedek motor ihtiyacı ve onlarca yıllık bakım hizmeti giderek tek bir ekonomik paket olarak değerlendiriliyor.

150 uçaklık anlaşma neden bu kadar önemli?

THY açısından 150 adet 737 MAX, önümüzdeki yıllardaki büyümenin temel parçalarından biri olabilir.

İstanbul Havalimanı üzerinden kurulan geniş bağlantı ağı büyüdükçe THY’nin hem uzun menzilli uçuşlarını besleyecek hem de Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve yakın coğrafyadaki hatlarda kullanılacak daha fazla dar gövdeli uçağa ihtiyacı bulunuyor.

737-8 ve daha büyük 737-10 modellerinin birlikte değerlendirilmesi, farklı yolcu kapasitelerine sahip hatlarda aynı uçak ailesinin kullanılmasını mümkün kılıyor.

Boeing açısından ise siparişin önemi daha farklı.

100’ü kesin, 50’si opsiyon olmak üzere 150 uçaklık potansiyel sipariş, 737 MAX programı için oldukça büyük bir ticari kazanım anlamına geliyor.

Aynı zamanda THY’nin filosunda Airbus ve Boeing arasındaki denge açısından da stratejik önem taşıyor.

Türk Hava Yolları halihazırda her iki üreticinin uçaklarını da kullanıyor ve gelecek filosunda da iki üreticiyle çalışmaya devam ediyor.

Anlaşma önümüzdeki hafta imzalanabilir

Son gelen bilgiler yaklaşık bir yıldır devam eden düğümün çözülmeye yaklaştığını gösteriyor.

Reuters’ın 15 Eylül tarihli haberine göre konu hakkında bilgi sahibi dört kaynaktan üçü, 150 adet 737 MAX’i kapsayan anlaşmanın önümüzdeki hafta imzalanabileceğini belirtiyor.

Ancak burada önemli bir ayrım bulunuyor:

Anlaşma henüz imzalanmış değil.

Boeing, CFM ve Türk Hava Yolları Reuters’ın son gelişmelere ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Bu nedenle şu aşamada kesinleşen bir 150 uçaklık siparişten değil, son aşamaya geldiği bildirilen bir müzakereden söz etmek gerekiyor.

Görüşmeler tamamlanırsa THY’nin 100 kesin ve 50 opsiyonlu 737 MAX planının önündeki en önemli engellerden biri kalkmış olacak.

Ancak sürecin ortaya çıkardığı daha önemli tablo başka:

Havayolları için milyarlarca dolarlık yeni uçak siparişlerinde artık pazarlık yalnızca uçağın satış fiyatından ibaret değil.

Motorun kaç yıl kullanılacağı, bakımının nerede yapılacağı, yedek parçaların ne kadara sağlanacağı, bakım maliyetlerindeki riskin kimin üzerinde kalacağı ve teknik bilginin hangi ülkeye aktarılacağı da anlaşmanın değerini belirliyor.

THY’nin Boeing-CFM görüşmelerinde yaklaşık bir yıldır üzerinde durduğu konu tam olarak bu.

150 yeni uçak alınabilir; fakat THY, bu uçakların motorları için önümüzdeki onlarca yıl boyunca oluşacak milyarlarca dolarlık bakım ekonomisinin mümkün olduğunca büyük bölümünün de Türkiye’de kalmasını istiyor.

Kaynaklar: Reuters, Türk Hava Yolları, KAP, Rolls-Royce

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir