Sosyal Medya Sirkülasyonunda Dezenformasyon

Genel olarak bilindiği üzere sosyal medya hızlı bir enformasyon akışına ev sahipliği yapıyor. Bu akışın büyük bir çoğunluğu ise gerçeklere dayanmayan sansasyonel içerikler. Daha çok üretiliyorlar, daha sık dolaşıma giriyorlar, daha çok paylaşıyorlar. Neden? Çünkü bu içerikler kullanıcıları duygusallaştırıyor. Bu duygusallık ise kullanıcının etkileşimi ile sonuçlanıyor. Bu sirkülasyon, yankı odası oluşturmanın ilk kapısı olarak kabul edilebilir. Bunun sebebi ise şu; sosyal medya platformları kullanıcı dostu olma adı altında kullanıcıya daha önce etkileşim verdikleri içeriklere benzer yeni içerikler sunuyorlar. Bu aslında iş modellerinin bir parçası. Çünkü ücretsiz olan bu platformlar, kullanıcıların platform üzerindeki davranış alışkanlıklarının verilerini reklam veren kişilere satarak kendilerini maddi olarak sürdürebiliyorlar. Bu sebeple kullanıcıları platformlarında daha çok vakit harcatmaya ve onlardan olabildiğince fazla etkileşim almaya odaklılar.

Duygusal etkileşim canavarı olarak kabul edebilebilecek içerikler aslında çok değişken. İçinde bulunulan durum (kriz, savaş, normal akış, vs.) ve kullanıcının dahil olduğu yankı odası bu değişkenliği yaratan ana faktörler. Sosyal medya ise kullanıcılarını kabul ettikleri gerçeklikte yaşatmayı vadediyor. Bu vaadin en büyük sonucu ise sayısız gerçekliğin oluşması. Böylece bu duygusal etkileşim canavarının doğruluğu kesin olmayan içerikleri yoğun olarak dolaşıma giriyor. Peki, bunların yaratıcıları kim? Perspektifsel gerçeğini kabul ettirmeye çalışan kanaat önderi kişiler, gruplar…  Bu içeriklerin alıcılarına bakınca bu gerçekliği dolaşıma sokan bireyler ile aynı değer ve yargılara sahip kullanıcıları görmek mümkün.

Sosyal Medya Kullanıcıları ve Gerçeklik

Sosyal medya kullanıcıları, perspektifsel gerçekliklerine dayalı kişiselleştirilmiş akışlarını yaratıyor. Kullanıcıların perspektifsel gerçeklik yaratıp bu gerçekliğe yönelmelerinin sebebini ana akım medyaya duyulan güvenin minimize edilmiş olması ile açıklamak mümkün olabilir.

Perspektifsel gerçekliğin gözlemlendiği ana noktalar ise haber kaynakları. Ukrayna’nın Rus işgali altında olduğu bugünlerde, Twitter hesabımdan bir anket paylaştım. Anketin ilk sorusu, cevaplayanların hangi kaynaklardan haber aldıkları soruldu. Daha çok cevap alabilme düşüncesi ile bu anket, Twitter üzerinden yapıldı. Ayrıca anketin katılım oranını arttırmak amacıyla, bu iki tweeti üst üste retweetledim. Burada gözlemlenen ilk nokta: ilk tweet ikinciye göre 3 kat fazla cevap aldı. Katılımın daha fazla olduğu tweette Twitter’a oy veren takipçilerin oranı, %89 olarak gözlemlendi. Yani, bir mikroblog olarak değerlendirilen Twitter’a insanlar tarafından bir haber kaynağı olma misyonu yükleniyor.

Daha detaylı bir bağlamda sorgulama gerçekleştirmek amacıyla bir başka tweette takipçilerden hangi kaynakları takip ettiklerini sordum. Bu soruya Twitter mesajları üzerinden gönderilen cevaplar genel olarak sosyal medyada haber paylaşmayı misyon edinmiş “gazetecilik” yaptığına inanan hesaplar. Ankete cevap veren kişilerin cevapları göz önüne alındığında, resmi hesapları takip etme alışkanlığının minimum düzeyde olduğu gözlemlendi. Ayrıca kullanıcılara duymak istediği şeyleri söylemeyen hesapların, cevap verenlerin ilgi alanları dışında olduğu gözlemlendi. Örneğin: Ukrayna’yı destekleyen hesapları takip eden kullanıcılar Rusya yanlısı hesaplar ile ilgilenmiyor, tam tersi durum ise Rusya yanlısı hesaplar için geçerli.

Sosyal Medya’da “Söylenti” ve Algılama

Devamında Twitter mesajlar üzerinden gönderilen hesaplar tek tek araştırıldı. Bu hesapların ortak özelliği; çoğu genelde doğrulanmamış söylentileri paylaşmakla meşgul ve bu söylentiler resmi makamlardan gelen açıklamalara göre daha popüler. Söylentiler kullanıcılar arasında bir çığ gibi yayılıyor. Bir örnek verecek olursak; 25 Şubat sabahı Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski’nin cephede olduğu iddiası yayıldı ve bir fotoğrafla desteklendi. “@dogrulog” hesabı da bunu tweet atan kullanıcılardan biriydi ve bu paylaşımları azımsanamayacak kadar çok etkileşim aldı.

Bir doğrulama platformu olan Teyit.org bir araştırma sonucu bunun doğru olmadığını gösterdi. Görülebileceği gibi aslında bu görsel Nisan 2021’e ait. Teyit.org bu içeriğini bir tweet olarak da paylaştı ancak diğer paylaşımlarında aldığı etkileşimi alamadı.

Aslında bu durum farklı açılardan da yorumlanabilir. Resmi kaynakları takip etme alışkanlığı edinilmediği gibi herhangi bir kaynaktan gelen bilgiyi doğrulama alışkanlığı da henüz kazanılmış bir yetkinlik değil. Teyit.org örneğinde de görülebileceği üzere; doğrulama yapan platformlar yeteri kadar yaygın değil. Bunun sebebi doğrulama platformlarının sadece spesifik bir gerçekliğe inanan insanlardansa tüm kamuoyunu hedeflemesidir.

Doğrulama platformları, kullanıcıları inanılan ya da inanılmak istenen gerçeklikten çıkartmayı hedefliyor. Bir diğer deyişle yankı odamızı terk etmemizi istiyor, bizi heterofili bir ağa dahil olmaya zorluyor. Heterofili ağlardaki mesaj iletiminin homofili ağlara göre daha yavaş olması ise bizi dezenformasyon ve mezenformasyona çok açık hale getiriyor.

Kullanıcılar Yanlış Bilgileri Daha Hızlı Yayıyor

Twitter kullanıcıları yanlış bilgileri yaymaya daha çok meyilli. MIT Media Lab’da 2006-2017 yıllları arasında Twitter’daki bilgi akışını inceleyen bir araştırmayı büyük ölçüde doğruluyor. Daha net anlatmak gerekirse 2018’de yayınlanan bu araştırma şunu öngörüyor:

Sosyal medyadaki yanlış bilginin 1500 kişiye ulaşma hızı, doğru bilgiye göre 6 kat fazla.

Aynı araştırma, bu durumun ise kilit etkinliklerde daha yoğun gözlemlendiğini söylüyor. Araştırma hakkında daha detaylı bilgi edinmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Bir yandan dikkatten kaçmaması gereken bir başka durum var, bu araştırmanın yapıldığı yıllardan sonra sosyal medya kullanıcıları arttı ve pandemi ile beraber sosyal medya gündelik hayata daha fazla entegre oldu. Son 5 yılda sosyal medya kullanıcı sayısının 2 katından fazla arttı. Sosyal medya kullanımı ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek isteyenler bu linke tıklayabilir.

Bu grafikten varılması gereken bir başka sonuç ise sosyal medyadaki kullanıcı ve günlük hayata entegrasyonun artışı ile yalan haberin yayılma hızı hakkındaki araştırmaların güncellenmesi gerektiğidir.

Yanlış Bilgi Sirkülasyonunda Doğru Bilgiye Nasıl Ulaşılır?

Sosyal medyanın kullanıcılar tarafından bilinçli ya da bilinçsiz olarak yanlış veya doğrulanmamış içerikleri paylaştığı ve hızlıca yaydığı bir platform olması kullanıcılar için sosyal medya okuryazarı olma motivasyonu olmalı. Bunun en basit yöntemi ise şüphe etmektir. Bunun ilk ve en kritik adımı karşımıza çıkan enformasyon yığınını oluşturan materyalleri ilk haliyle kabul etmeyip araştırıp güvenilir kaynaklardan doğrulama alışkanlığı edinmektir. Yanlış haberin dolaşım zincirini kırmak adına yapılabilecek en güçlü şey ise doğruluğundan emin olunmayan enformasyona etkileşim vermemek ve onu paylaşmamaktır. Bunları uygulamanın yanı sıra; çevreye de mutlaka öğretmek büyük önem taşıyor. Böylece insanların duygularıyla oynayan içeriklerin yayılımı ve inandırıcılık gücü azalır, bu da sosyal medyadaki enformasyon kirliliğinin önüne geçmeyi ve hakikate ulaşmayı bir nebze daha mümkün hale getirir.

Ayrıca, Rusya-Ukrayna Savaşını doğrulanmış bilgilerle takip etmek isterseniz, buraya tıklayabilirsiniz.

Kaynakça

NARİN, B. (2018). Kişiselleştirilmiş Çevrimiçi Haber Akışının Yankı Odası Etkisi, Filtre Balonu ve Siberbalkanizasyon Kavramları Çerçevesinde İncelenmesi. https://doi.org/10.18094/josc.340471

Rogers, E. M. (2003). Diffusion of Innovations. 5th ed. New York: Free Press.

Study: False news spreads faster than the truth, MIT Sloan, Online Erişilebilir:  https://mitsloan.mit.edu/ideas-made-to-matter/study-false-news-spreads-faster-truth

Social Network Usage & Growth Statistics: How Many People Use Social Media in 2022, Brian Dean, Online Erişilebilir: https://backlinko.com/social-media-users

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir